23 Ekim 2009

Ada Vapuru Yandan Çarklı!

ilk resimde pek bi' heyecanlı çıkmışım.. e kolay değil, ilk kez vapura biniyorum :)
bu da dönüş yolculuğu, gören de 8.15 vapuru müdavimlerindenim sanar..



annemle babamı öpücüklere boğdum :) tabi her şeyin bi' karşılığı var.. yeni favorim gravy kurabiyeler..
babamla süper poz verdim..


anneme sıra gelince inadım tuttu, bi' türlü arkamı dönmedim :)

Sedef










Dün akşam annemle televizyon seyrederken eurosport'ta köpiş yarışmalarına rastladık.. özellikle dalış branşında yarışan köpişlerin istisnasız tümü labradorlardı.. benim gibi kara labrişler, çiko labrişler ve sarı labrişler başka ırklara pek fırsat tanımamışlar anlaşılan.. oyunda maksat en uzağa atlamak, renk renk labrişler bi' koridorun ucunda bekleyip, start verildiğinde sahiplerinin suya fırlattığı oyuncağın peşinden havuza ve mümkün olan en uzak mesafeye atlıyor.. gerçi kurnaz bi' tanesi oyuncak havuzun diğer ucuna düşünce dışarıdan dolaşmayı tercih etti ama sonraki turlarda o da açıldı :)

bu seyrettiklerimiz bana sedef adasındaki günümüzü hatırlattı.. ilk vapur yolculuğumuz yanımıza aldığımız ağızlığı kullanmamıza gerek kalmadan keyifli bi' şekilde geçti.. sedef adası genelde özel mülklerden oluşuyor ve port sedef dışında başka bi' restoran gördüğümüz kadarıyla yoktu.. bu problem değil, çünkü port sedef gerçekten çok keyifli bi' yer.. yazın son günlerinde annemler 2 şişe rozeyi enfes manzara eşliğinde mideye indirirken pek şikayetçi durmuyorlardı..
sedefte bizimkiler yemek yerken annemin rüyalarını süsleyen cinsten 5-6 yaşlarında bi' kız yanımıza geldi.. bizimkiler bana karşı davranışları, konuşurkenki aklı başında halleri -hayır, asla büyümüş de küçülmüş değil-, ölen köpişinden bahsederken metaneti -hayır, bu da umursamazlık değildi-, "annem siz göz kulak olursanız sizinle denize inebileceğimi söyledi, bana göz kulak olur musunuz?" diye soruşu, onay alınca neşeyle annesine seslenişi, "babamın telefonunu getireyim de size köpişimin resimlerini göstereyim" deyişi, minnoş parmaklarını iphoneun ekranında büyük bi' ciddiyetle kaydırırkenki sevimliliği ve dönen kulağımı anneme bi' şeyler anlatırken çok "cool" bi' şekilde düzeltip konuşmaya devam edişiyle bu minik kıza aşık oldu..

sonra mı ne oldu.. hep birlikte deniz kenarına inip televizyondaki kıskandırır cinsten atlayışlarımı sergiledim.. ben sanırım denize aşığım, şu denizin tuzlu olmayanı da var mıdır acaba?

22 Ekim 2009

Balım'la Son Kez :(

video

Bi' önceki yazıyla okuyanları üzmüş olabileceğimi biliyorum.. ama bi' şeyi bilmenizi isterim.. balımla geçirdiğimiz 1 hafta içerisinde balım hem daha sosyal, hem de daha mutlu bi' köpiş oldu.. bu videoyu içinizi biraz olsun ferahlatmak için ekliyorum.. keşke her köpişin onu sevecek ve hep yanında olacak bi' ailesi olabilse..

Balım'ın Hikayesi




Biraz uzun bi' yazı olacak, biraz da tatsız.. baştan uyarayım.. balım'la ilk tanışmamız bodrumda bi sabah denize inerken sitede bi arabanın altında oldu.. kediler de dahil olmak üzere tüm canlıları arkadaş zanneden bendeniz, bi' arabanın altında kıvrılıp yatmış halde buldum balım'ı.. balım kendini korumakla ilgili kendi kendine öğrendiği tek şeyi yaparak bana incecik süt dişlerini gösterdi hırlayarak.. annem uzaktan balımı görünce ben olduğumu ve bi' kediye hırlıyor olabileceğimi düşünmüş.. sonra yaklaştığında anlamış işin aslını.. balım yaklaşık 4 aylık, belli ki tazı kırması, bal gözlü korkmuş ve aç bi' köpiş olarak hayatımıza o gün girdi işte.. annem babama "siz denize gidin, ben eve dönüp mama vereyim." dedi..

balım muhtemelen diğer hayvanlardan ve insanlardan pek de nazik bi' muamele görmediği için herkese karşı çok temkinli... annemin ısrarı sonucunda eve kadar takip etmiş onu.. sonra mamasını ve suyunu yiyip içip uzaklaşmış..
aynı gün bizimkilerle bahçede otururken yine geldi balım, annem kalkıp hemen yine mama verdi ona.. mamasını bitirince kabına su koyup "gel bakalım balım" dedi, "balım mı koydun adını?" diye sordu babam.. balım kafasını babama çevirip gözleriyle cevapladı sorusunu...

o gün balımı bahçede bırakıp, 3ümüz denize gittik.. "gelir mi acaba yine?" diye sordu babam anneme, "acıkınca gelir" dedi annem ama eve döndüğümüzde onu bahçede bizi beklerken bulmayı o da beklemiyordu..

o günden sonra bi' daha ayrılmadı balım yanımızdan.. evden kim yürüyerek ayrılırsa ona eşlik etti ve yine onunla birlikte geri döndü.. zamanla da benden korkmamaya alışıp, benimle arkadaşlık etmeye başladı.. her eve döndüğümüzde onu hep aynı sedirin üstünde yatarken buluyorduk.. geceleri de aynı yerde yatıyordu, ve geceleri sürekli havlıyordu.. bi' gece annem kalkıp bahçedeki sedirin yanında çömeldi.. ne olduğunu anlamak için ben de esneye esneye peşinden gittim.. annem balımın başını okşayıp "korkma kızım, lütfen korkma, bak biz varız, kimse sana bi' şey yapamaz" dedi.. inanmayacaksınız ama ondan sonra bi' daha havlamadı balım..

ilk geldiğinde pek hareket etmemesine rağmen, mamaların ve vitamin tabletlerinin etkisiyle olacak, epey hareketlendi.. ilk başlarda sadece çim alanda dururken, benim de tahriklerimle verandaya indi, hatta hepimiz eve girdiğimizde kapıya kadar yaklaştı bi 'kez..

babam gidip balıma kene ilacı aldı, annem balımı ilaçladı, ilaç zehirli olduğu için kafasındaki keneleri elleriyle temizledi.. öylece bekledi balım.. hiç hareket etmedi.. sonra balımın yıkanma vakti geldi, çok korktu balım, kalbi bi' serçenin kalbi gibi atmaya başladı, sıska bedeni annemin elleri arasında tir tir titredi.. ama ilk karşılaşmamızda göstermeye çekinmediği dişleri aklına bile gelmedi balımın.. kurulanma faslında balımın titremesi azalarak son buldu.. galiba o sırada annem ağlıyordu..
o kadar akıllı bi' köpişti ki balım, onu kıskandığım zamanlar da oldu aldığı övgüler sebebiyle.. mesela kakasını ilk günler pek kullanmadığımız arka bahçeye yaptı.. annem bunu farkedip, kakaları topladıktan sonra bi' daha hiç arka bahçede kaka görmedik.. ama ben de tam ablalık yaptım ona, ağzımdaki kemiği istedi, verdim.. oyuncaklarıma sulandı, sesimi çıkarmadım.. ağır başlılığımla bizimkileri gururlandırdım..
arabaya doluşup denize gittiğimiz zamanlarda ise balım arkamızdan yaklaşık 1 km kadar koşuyor, sonra kara bir noktaya dönüşmesine az kaldı duruyor ve eve geri dönüyordu.. bu takipler son günlerde bizimkileri kara kara düşündürür oldu.. babam "yanımızda götürelim" dedikçe annemin içi acıyor ama bunun mümkün olmadığını bildiği için "tamam" diyemiyordu.. "biz döndükten sonra kesin kovar komşular onu" dedi annem, "şehir merkezine mi bıraksak, orada kendine yiyecek bulabilir." diyordu ama kendi içine de sinmiyordu bu düşünce..

son gece merkezde kucağında yavru bi' köpiş olan bi' kadınla karşılaşmış bizimkiler, kadın köpişi o gün almış.. annem hemen balımdan bahsetmiş, kadın "belki bi' arkadaşım alabilir" diyince de üşenmeyip eve dönmüşler.. kadın arkadaşına telefonla ulaşamadığını, onun gümüşlükte olduğunu söylemiş çünkü.. ben daha ne olup bittiğini anlamadan, annem sedirin üstünde yatan balımı kucağına alıp arabaya bindi.. balım önce korkudan annemin üstüne işemiş, sonra kadınla buluşmuşlar.. geri kalan yolculukta da arabaya alışık olmayan balım babamın üstüne kusmuş.. bizimkiler balımı sahiplendireceğiz diye hiçbir şeyi önemsemeden yola devam etmişler.. ama gümüşlüke gidince hüsrana uğramışlar, kadın restoranlardan birine oturuvermiş, güya köpişi sahiplenecek olan restoranın sahibi adam da balıma şöyle bir bakıp, "ben kendime zor bakıyorum" demiş.. bizimkiler üzüntü ve şaşkınlıkla kalakalmışlar.. balım da ayaklarının dibine oturmuş bizimkilerin.. gelen geçen herkes seviyormuş balımı, yemek yiyen 2 kadın ona bir şeyler vermişler.. "burada bırakalım" demiş babam, ayağa kalkıp otoparka doğru yürümeye başlamışlar balım da peşlerinde.. o sırada balım kaybetmiş bizimkileri.. annemler uzaktan izlerken koşuşturup onları aramış, sonra çaresiz taksi durağındaki adamın yanına oturmuş.. adam balımın başını okşamış.. bizimkiler arabaya binmiş ve yol boyunca hiç konuşmamışlar..

eve geldiklerinde de yüzlerinden düşen bin parçaydı.. annem bana sarılıp ağladı geç saatlere kadar.. ben de çok üzüldüm.. seni hep özleyeceğiz balım.. hepimiz..

21 Ekim 2009

Balım

Aslında anlatacak çok şey var.. ama önce onu tanımanızı istedim.. kara lekelerden deli danalar gibi koşan ve semirme fırsatı bulmuş olan benim :)

video

Uyku Biraz Uyku, Bütün İsteğim Buydu..




Deniz ve güneş köpişlerin de bütün enerjisini alıyor valla :)

7 Fark Çıkmaz :)


Bu fotoğrafım babamın telefonundan çıktı, epey eski belli ki, 2 aylık falanım.. yine komik bi' görüntü çıkmış ortaya.. söyleyin bakalım, benzemiyor muyuz?

Yapışık




Tatilin en güzel taraflarından biri de bizimkilerin beni neredeyse hiç yalnız bırakmamaları oldu.. akşam üstü onlar satsumalı votkalarını ya da annemin artık ustalık mertebesine eriştiği mojitolarını içerken ben de biraz uyukladım.. akşam yemeklerinde de genelde mangaldan balık çıktı ki kavunuyla, peyniriyle tam benlik bi' mönüydü :) bi' tek tanışmalarının 6. yıl dönümünde baş başa bi' yemek yemelerine izin verdim.. ama gidene kadar yine anneme yapıştım fotoğraftaki gibi :)

Deniz, Güneş ve Kızlar :)

video

Tatil

İlk tatilimiz olduğu için önceleri bazı tecrübesizlikler yaşadık, doğru.. mesela bizimkiler benimle plajlara gidebileceklerine hemen ikna olmadılar.. kuytu yerler aradık mesela saatlerce.. aslında çok güzel yerler bulduk.. ama türk insanının ne kadar pis olduğunu unuttuk.. millet güzelim yerlere gelmiş, ama her türlü pisliğini, atığını -detay vermemem hepimiz için daha iyi- geride bırakmış.. karşılaştığımız kötü sürprizler ve babamın ayağına batan deniz kestanesi sonucu biraz ümitsizliğe kapıldık..

ama sonra anneannemin önerisiyle biteze gittik.. iyi ki de gitmişiz.. neredeyse bütün bitezin maskotu ve bütün çocukların ilgi odağı oldum.. köpiş seven çocuklara bayılıyoruz biz ailece, o yüzden onlara tahammülümüz sonsuz:) ayrıca çok tatlı 2 teyze patates kızartmalarını benle paylaştı, çocuklardan türlü kraker ve bisküviler kaptım..

bol bol top oynadık denizde, ama bodrumun denizi çok tuzlu olduğu için fazla yüzmedim, genelde boyumu geçmeyen yerlerde annemin bana taş atmasını bekledim.. her denizden çıkışta da o şezlong senin, bu şezlong benim zıplayıp kurulandım, bizimkilere de kuru havlu bırakmadım..

sonuç olarak çok güzel bi' tatil geçirdik.. geriye çok güzel hatıralar ve ufak bi' kalp kırıklığı kaldı..










19 Ekim 2009

Bodrum Yolcusu Kalmasın!




Evde bir panik, bir panik.. ne o tatile gideceğiz.. ilk uzun yolculuğumuz.. veteriner aranıyor, türlü türlü ilaçlar valize ekleniyor.. yok yemek vermeyin, az su verin, 2 saatte bi' mola verin tembihleri göz korkutuyor.. ama nedir, dünya üzerinde araba yolculuğunu en çok seven köpiş olarak gıkım çıkmadı.. tek problem koltuktaki örtünün üstünde değil, arabanın arkasında yatmak istememdi :) nedir yani, mışıl mışıl uyudum.. sanırım ben bile daha ne kadar büyüdüğümün farkında değilim... bekle bodrum ben geliyorum!


İrem'in Doğum Günü












Fotoğraflarda İrem'in 3. yaş doğum günündeyiz.. çocuk doğum günleri hem benim, hem de bizimkiler için epey tramvatik oluyor :) etrafta ağlayan ve bağrışan onlarca çocuk epey yorucu.. özellikle ufak yaşlarda bu partiler daha çok ailelerin sosyalleşmesini sağlıyor.. fotoğraflarda da pek gülen çocuk yok sanki:)
biz önce babamla bahçede oynadık.. sonra daha büyük olan diğer kuzenlerim zeynep ve emre'yle atları seyrettik.. sonrası tanıdık curcuna.. en sonunda çareyi anneannemin dizinin dibine kıvrılmakta buldum.. unutmadan; kocaman tweety'nin içi nefis mozaik pasta.. mekan kendisi yapıyor..

Emniyet Kemerinizi Takın


Efendim fotoğrafarda rüzgardan mest olmuş havalı kız, yani bendeniz, fotoğrafların çekilmesini takiben 5 dakika içinde üstümdeki emniyet kemerini kemirmek suretiyle parçalamış, annemin kucağına geçme teşebbüsüyle de yüreğine indirmiş bulunmaktayım..
fotoğraftaki araba örtüsü ve emniyet kemeri internetten büyük umutlarla sipariş edilip heyecanla beklendikleri sırada, zavallı annem ve babam köpişler için -üstelik güvenlik amacıyla- satılan bi' ürünün yine bi' köpiş tarafından parçalanabilir olabileceğini tahmin etmemişlerdi.. kısaca bu ürün sınıfta kaldı... ama örtü takdire şayan doğrusu.. bi taraftan arka koltuk, diğer taraftan da ön koltuk başlıklarına geçirilerek koltukları köpiş patilerinden koruyor.. ben bazen altına giriyorum ama çok uykum olduğunda :)

Kilyos












Bütün bi' yaz Cherry'lerle Kilyos planı yapmaya çalıştı bizimkiler, ama bi' türlü uyduramadılar.. sonunda gidebildiğimizde de yağmur ve fırtınayla karşıladı Kilyos bizi.. İstanbul'da şöyle gönlümüzce denize girilemeyecek bi' yer olması çok üzücü.. bi' de insanların köpiş sevmemelerine maaile anlam veremiyoruz, hatta babam sinirleniyor, annem onu sakinleştirmeye çalışıyor.. tasmamla yürürken bile öfleyip pöflüyorlar yanlarından geçerken.. Cherry desen dünyanın en uslu köpişi, gel gel, git git.. ben de herkes beni sevecek zannediyorum, kuyruğumu sallıyorum karşıdan gelen biri olduğunda.. geçen gün caddede yürürken yine kuyruğum başıma bela açtı, neymiş kuyruğum değmiş kadının birine, kadın da fırçalamaış babamı, babam da dayanamamış, benim köpeğim sizden daha temiz demiş.. ayıp mı, değil be blog, nedir yani kuyruğumu salladım da ona değidi..

Neyse, -fazla dağılmadan- az da olsa yüzebildik, akşamüstü hava tekrar açtı.. evde biraz dinlenip akşam mangala gittik.. max da geldi, max benden de yaramaz bi köpiş, onun yanında uslu kaldım valla.. öyle yoruldum ki masadan bi' şey isteyemedim bile..

Buzzz Gibi Bira :)




Bana daha fazla bağlanmadan önce.. bilmeniz gereken bi' şey daha var.. benim alkolle aram fazla iyi.. pek ayırmıyorum ama bira -mümkünse efes light-, beyaz şarap ve baileys favorilerim arasında :)

18 Ekim 2009

H2O


Yine ırkımın bana miras bıraktığı bi' özellik olarak suya karşı büyük bi' aşk besliyorum.. bunu tam olarak nasıl ifade edebileceğimi bilmiyorum, ama çalışacağım.. mesela sahilde yürürken denize geçiş olan yerleri annemlerin binbir oyalamasıyla geçiyoruz.. denizi gördüm mü saniyesinde içindeyim çünkü.. geçen gün setin arasındaki boşluktan atladım, meğer derinmiş, e duvar da yüksek olunca çıkamadım.. babam sırılsıklam oldu beni çıkartmak için.. aradaki duvara ön patilerimi yaslayıp hayran hayran denizi seyrediyorum hiç olmadı..


ya da ıslak çim gördüm mü hop bırakıyorum kendimi.. yağmurlu havalarda eğimli sokaklarda kaldırım kenarından akan sulara burnumu sokup koşuyorum... bi' su birikintisi gördüm mü yolumu değiştirip içinden geçiyorum..


evdeyken de açık bi' duşakabin görmeyeyim, hemen atlıyorum içine, biri suyu açsın diye bekliyorum.. dün cherrylerdeydik yine, kafamı geçirdim mesela cama :) annem duş alırken beni yanına almadığı için çok kızıyorum.. bazen su kabımı devirip dökülen sulara yatıyorum bi' de.. ve her halukarda suyumu böyle bacaklarımın arasına alıp büyük bi' aşkla içiyorum..
Related Posts with Thumbnails